• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
HAYAT İMAN VE CİHAD!...
Site Haritası

"KÂĞIDA DOKUNAN KALEM, KİBRİTTEN DAHA ÇOK YANGIN ÇIKARIR (m.s. fobes)"

KUR'AN VE SÜNNETTE DUA/SIĞINMA/İSTİMDAD
Kime ve nasıl dua ettiğinizin farkında mısınız???
ŞÛRA SURESİNDE YANKILANAN EMİR...
"DİN'İ AYAKTA TUTUN VE O'NDA AYRILIĞA DÜŞMEYİN..." (AYET, 13)
BİR "DELİ ANA" HİKAYESİ
"ANA'NIN KELİ Mİ OLUR?"

Anasayfa

Mart ayında, İstanbul’da, TOBB ve KOSGEB tarafından "LifeStyle Turkey / Muhafazakar Giyim ve Yaşam Fuarı" adı altındadüzenlenecek olan “mel’un ve menfur saldırı"
Islah “iyileştirmek için değişim çabası”, ifsad “kötüleştirmek için değişim çabası” demektir.



Bismillahirrahmanirrahim

22/HACC SURESİNDEN SARSAN MESAJLAR

AYET, 67-Biz her ümmete, bir tek Allah’a kulluk esasına dayalı inanç sistemini tebliğ eden elçiler göndererek, hepsini aynı inanç ilkeleri etrafında birleşen bir tek millet kıldık. Fakat ayrıntılı konularda, her ümmetin kendi özel şartlarına uygun yerel ve geçici hükümler gönderdik. Böylece her ümmete, kendilerine özgü ihtiyaç ve imkânlara uygun olarak, kulluk ve ibâdet görevini yerine getirecekleri farklı bir ibâdet biçimi ve farklı bir hukuk sistemi belirledik. İşte şimdi de, bütün kitapların özü, esası ve zirvesi olan Kurân’ı göndererek, kıyamete kadar geçerli olacak inanç sistemini bütün açıklığıyla ortaya koyduk. Dolayısıyla, geçmiş şeriatlar bugün artık geçerliliğini kaybetmiş olup, önceki Peygamberlere iman ettiklerini söyleyenler de, herkes gibi son kitaba uymakla yükümlüdürler. O halde, ey Müslüman, hakîkati bile bile reddeden o inkârcıların, artık bu konuda seni kısır ve yararsız tartışmalara sürüklemelerine izin verme, onlar ne derlerse desinler; sen Rabb’inin yoluna çağırmaya devâm et ve asla yılgınlığa kapılma, çünkü sen, gerçekten dosdoğru bir yoldasın. 


68-
Buna rağmen, yine de “Biz ancak bize gönderilen hükümlere uyar, ama Son Kitabın hükmünü kabul etmeyiz!” diyerek seninle tartışmaya kalkışırlarsa, onlarla kısır tartışmalara girerek vaktini ve enerjini boş yere harcama. Gerçi bilgi peşinde koşan, iyi niyetli kimselerle görüş alışverişinde bulunmak elbette faydalı ve gereklidir. Fakat karşısındaki insanı dinleme nezaketini bile göstermeyen, ortaya konan bunca delilleri düşünme zahmetine katlanmayan kibirli ve inatçı kimselerle tartışmanın hiçbir anlamı ve yararı yoktur. O halde, sözü fazla uzatmadan onlara de ki: “Allah, sizin neler yaptığınızı ve ne hâinlikler peşinde koştuğunuzu çok iyi bilmektedir!”

69-“Bu yüzden Allah, ayrılığa düştüğünüz her konuda, Kıyâmet Günü aranızda hükmünü verecektir.” Öyle ya:

70-Allah’ın, göklerde ve yerde olup biten her şeyden haberdar olduğunu bilmez misin? Doğrusu bütün bunlar, varlık kanunlarının belirlendiği bir kitapta yazılıdır. “Böyle bir şey nasıl olabilir?” demeyin; çünkü bu, Allah için pek kolaydır. Hal böyleyken:

71-Onlar Allah’ın yanı sıra, yetki ve egemenliklerinin kabul edildiğine dâir O’nun hiçbir delil göndermediği ve kendilerinin de, otoritelerine kayıtsız şartsız boyun eğilmesi gerektiğine dâir haklarında hiçbir bilgiye sahip olmadıkları birtakım din ve siyaset önderlerine ve hattâ cansız varlıklara kulluk ediyorlar. Bu yüzdendir ki, hiç kimse o zâlimleri Allah’ın azâbından kurtaramayacaktır. Çünkü onlar o denli şımarıp azgınlaşmışlardır ki:

72-Hak ve hakîkati ortaya koyan âyetlerimiz onlara açık ve net olarak okunduğu zaman, yüreklerini kaplayan kin, nefret ve imansızlığı, o kâfirlerin yüzlerinden okuyabilirsin; öyle ki, âyetlerimizi onlara tebliğ edenlere, neredeyse saldıracak gibidirler. Onlara de ki: “Peki, sizi bundan daha beter kızdıracak bir şeyi size bildireyim mi: Allah’ın âyetlerine karşı ateş püsküren inkârcıları cehennemde bekleyen bir ateş ki, Allah onu sizin gibi kâfirlere vaadetmiştir; ne korkunç bir son!”

73-O halde, ey insanlar, sizi bu acıklı sondan kurtaracak çarpıcı bir örnek veriliyor, ona kulak verin: Allah’ın berisinde kendilerinden medet umup yardıma çağırdığınız ve hayatınıza yön verme yetkisine sahip olduğunu iddia ettiğiniz bütün varlıklar var ya, onların hepsi bir araya gelip güçlerini birleştirseler, bir tek sinek bile yaratamazlar. Hattâ sinek, üzerine bal sürüp kutsadığınız bu putların üzerine konup onlardan bir parça kapıp götürse, onu dahî geri alamazlar! Yâhut sinekler, taşıdıkları tehlikeli mikropları bulaştırarak o ilâhlık taslayan zalimlerin sağlıklı organlardan birini eksiltse, onu asla geri getiremezler! Demek ki, bu sahte ilâhlardan yardım isteyen kimseler de ahmak ve âciz, kendisinden yardım istenen putlar ve benzerleri de! İnsanın bu duruma düşmesinin asıl sebebi şudur:

74-Onlar, Allah’ı gereği gibi tanıyamadılar. O’nun sınırsız ilim, hikmet ve kudret sahibi tek rab ve ilah olduğunu bilemedikleri için kendilerine başka yol göstericiler aradılar; mutlak adâlet sahibi olduğunu kavrayamadıkları için âhireti inkâr ettiler; sonsuz şefkat ve merhamet sahibi olduğunu anlayamadıkları için başkalarının egemenliği altına girdiler; izzet ve şerefin yalnızca O’nun elinde olduğunu idrâk edemedikleri için üstünlük ve itibarı başka yerlerde aradılar. İşte bunun içindir ki Kurân, sürekli Allah’ı anlatır: Gerçekten Allah çok güçlüdür, üstündür. 

AZAMET SAHİBİ RABBİM HAKİKATİ BEYAN ETMİŞTİR...



BU DİN MÜSLÜMANLARDAN BAŞKA HERKESİN İŞİNE YARADI…

Bu din, “İşte bu, kendisiyle uyarılsınlar, Allah'ın ancak bir tek Tanrı olduğunu bilsinler ve akıl sahipleri iyice düşünüp öğüt alsınlar diye insanlara bir bildiri.” (14/İbrahim, 52) idi...

Ama...

Çin’liler, bu din’in müntesiplerine, takke, tesbih, seccade ve koku gibi şeyler satarak ticareten semiriyor.

Müslümanların saflıklarını ve cahilliklerini istismar eden din tüccarları, olmadık kitap, zikirmatik, çörekotu yağı, hatta krem satarak ceplerini dolduruyor.

Yine ilme değil hisse değer veren, cahil ama samimi Müslümanları yolmak için, kendisi dindar olmasa bile bazı yayınevleri, uyduruk dua ve menkıbe kitapları ile uyutup, efsanevi kolyeler falan takarak onları boyunduruk altına aldı.

Medya cambazları, bir tarafta pop müzik yayını yapan kanal kurarken, bir yandan da kurdukları güya dini tv kanallarıyla salavat, dua, hatim, cennet parseli satışlarıyla piyasa oluşturdu.

İslami hassasiyeti olmayan market ve besiciler, kurban bayramlarında et ve hayvan satışlarıyla ciro yaptı.

Düne kadar dünya harikalarına ve turistik mekânlara “tur”lar düzenleyen turizm şirketleri, ihdas edilen “din turizmi” ile katmerli hacı olmak isteyenlere ve yeşil sosyetelere “sefer”ler düzenleyerek hesaplarını kabarttı.

Hele babadan oğula geçen saltanatvari postnişinlik tezgahı kurarak, bağlılarını kendilerine kul eden yedek ilahlar ve ekipleri, binbir nevi dini ürün satarak ve cennet parseli karşılığında topladıkları yardımlarla paralel din, hatta paralel devlet olma gücüne eriştiler…

Ama şu bizim gariban, hanif mü’minler bu alanlarda at oynatamadılar.

Zaten oynatamazlardı da.

Zira iman ve dava anlayışları buna izin vermez.

Bu yüzden, dışlandılar, taşlandılar, mezhepsiz, sapık, şia… ilan edildiler.

Ve Müslümanlar…

Bu dinin, kurtuluş vadeden hükümlerine yapışamadılar. Kurtulamadılar, kutaramadılar. Zira dini yukarda saydığımız şarlatanlardan öğreniyorlar. Akıllarını kullanmıyorlar. Ve Allah “aklını kullanmayanı pisliğe mahkûm eder” (10/yunus, 100)

ibrahim TUNCEL




***



***


***




****************************************************

-YOLNAME-



   Dostum, güneşe bak, toprağa bak, suya bak, buluta bak; fakat, arkana bakma.. Kimin geldiği önemli değil, kimin gelmediği de… Unutma, yolcu değişir, yol değişir, ama menzil değişmez.

  Yolcuya bakıp, yolu tanıma. Yola bak, yolcuyu tanı, yolcu hakkındaki kıymet hükmünü ona göre ver. Vahim olan, yolun yolcusuz olması değil; Asıl vahim olan yolcunun yolsuz olmasıdır; Yolsuz, hedefsiz, amaçsız, şaşkın, hercai ve seyyal…

  "En doğru yol: en dikensiz yoldur" diyenler seni aldatıyorlar. Onlar, karanlık evlerinde kaybettiklerini sokak lambasının altında arayan şaşkınlardır. Aldırma…

  Ayağına batan dikenler, aradığın gülün habercisidir. Dikenine katlanmaktan sözedenler, âşıkmış gibi davrananlardır.   Gerçek âşık olanlarsa, dikenini de severler.

  Dostum, yollar yürümek içindir. Fakat şu gerçeği de hiç unutma: Yürümekle varılmaz, lakin varanlar yürüyenlerdir.
  Yol boyunca;

Yola çıkıp da yürümeyenleri,

Yola oturup, gelen-geçenin ayağına çelme takanları,

Yolda metafizik uyuşturucularla keyif çatanları,

Tel örgülerle çevirdiği yolu, kendisine zindan edip volta atanları,

Maratona 100 metre koşucusu gibi hızlı girip, 50. metrede yola yatanları,

Yürüyüşün uzun ve yolun zahmetli olduğunu görünce, yolculuk üzerine zar atanları,

Yürümeyi bırakıp, yol-yolcu ve menzil üzerine kalem oynatanları,

Ayağına batan tek bir dikenin faturasını çıkarıp, ömür boyu tafra satanları,

Beyaz atlı kurtarıcıyı gözlemek için ufka bakıp bakıp dağıtanları,

Yanlış kılavuzlara kızıp yolu satanları göreceksin.

  Aldırma, yürü.

Göğsüne yüreğinden başka muska takma.

Vahiy haritan,

Nebi kılavuzun,

Akıl pusulan,

İman sermayen,

Amel azığın,

Sevgi yakıtın,

Ahlak karakterin,

Edep aksesuarın,

Merhamet sıfatın,

Şeref ve izzet adın olsun.

  Doğru yol: insanların çoğunun gittiği yol değil, düşünen öz akıl sahiplerinin yoludur.

  Yolda vereceğin her molayı özeleştiri durağında vermelisin. Unutma, tevbe özeleştiridir.     Kendisini hesaba çeken, başkalarınca hesaba çekilmekten kurtulur.

  Her molada yolda olup olmadığını, yürümen gereken menzil istikametinde yürüyüp yürümediğini kontrol etmen, pişman olmaman için elzemdir. Yön tayini sık sık gerekli olabilir. Haritayı saklayabileceğin en güvenilir yerin yüreğindir.

  Bir şey daha: Pusulayı sahte manyetik alanlardan, paraziter nesnelerden uzak tut; İbreyi saptırırlar da haberin olmayabilir.

  Yol emniyetin için gerekli olan şartların başında bilinç gelir. Bilincini tahrif edecek her türlü uyuşturucudan uzak durmalısın. Hobilerinin, fobilerinin, korkularının bilincin üzerindeki saptırıcı etkisini iyi hesap etmelisin. O'ndan başkasından korkarsan, korktuğunun başına musallat edileceğini kesinlikle bilmelisin.

  Yolda düşeceğin en büyük tuzak, yersiz korkularının tuzağıdır; Yani, kendi benliğinin sana kazdığı tuzak.

  Hayırlı yolculuklar dostum.
(Kur'an'a adanmış bir ömür'den)





  

uyanmak ve uyandırmak için yeni adresimiz http://www.genckivilcim.com 


 

 



ZAMANA DİKKAT EDİN!
VE'L ASR
HAVA'MIZI GÖRELİM!
Anlık
Yarın
22° 23° 9°
BÜTÜN KİTAPLAR, BİR TEK KİTABIN ANLAŞILMASI İÇİN OKUNMALI!


adı üstünde...

****************


ALNINDA BİR IŞIK YANSIN İSTER MİSİN?
***************



daha önce sahabe efendilerimiz hakkında hiç bir bilgisi olmayanlar için akıcı dili olan ideal bir kitap
***************



HADİ BU YIL BARİ EFENDİMİZ -SAV- LE TANIŞALIM.

***************



BİZİ HEP TAPU SAHİBİ OLMAYA ÇAĞIRAN MODERN CİNNETİN KARŞISINDAKİ AYKIRI SES!
EY RABBİM! BİZE ŞUUR İHSAN EYLE! ŞUUR! ŞUUR! ŞUUR!


Kürt de secdede, 
Türk de secdede, 
Acem de Arap da, hepsi ona karşı yakınlık derdinde, secde ettiğimiz rabbimiz karşısında, hepimiz eşitiz, biriz, kardeşiz.

Övündüklerimiz bize ait değil, üstünlüklerimiz ırkımızdan değil, tenimizin rengi bizim tercihimiz değil, milletimiz üstünlük ya da aşağılık sebebi değil.
Hepimiz adem (a.s) çocuklarıyız ve hepimiz topraktanız, biz ırkçılığa karşı Allah için secdedeyiz, 
sizide bekleriz…

****************

hasan el benna başkaları yesin diye ek ile ilgili görsel sonucu

****************



OYSA OMUZLARIMIZA ALDIĞIMIZ YÜK, YIĞINLARIN KURTULUŞUDUR!...

****************

hasan el benna vecizeleri ile ilgili görsel sonucu


İQRA' BİSMİ RABBİK...
hasan el benna vecizeleri ile ilgili görsel sonucu
*****************

seyyid kutup ile ilgili görsel sonucu

SEYYİD KUTUB İdama Giderken, Şehadet Getir Diyen Hoca Bozuntusuna; "Ben zaten bu yüzden ipe gidiyorum, sen kendine bak!" demişti...
*****************


'Dindar bir toplumu ancak din adına, din adamları kandırabilirdi ve öyle de oldu.'
**********************

"Dava bizimle kaim değil, biz dava ile kaimiz adamım; ona verdiklerimiz ondan aldıklarımız yanında hiç kalır; inanınız buna. Bizim ona onur vermemiz söz konusu değil; fakat çağın tanrılarına karşı başımızı dik tutan onurumuzun tamamını ona borçlu olduğumuzu nasıl inkâr edebiliriz."
******************************

  

KULAĞINIZDAN BESLENİN